Dövme yaptırmak için geniş zaman ayırarak araştırma yapan kişiler, dövme hakkında oldukça bilgi sahibi oluyorlar. Dövme kitaplarımızın www.dovmekitabi.com dan download edilerek okunması, kişinin gerçekten tek ve doğru kaynaktan dövme hakkında bilgilenmesine aracı oluyor. Ciddi araştırmalar yapmış ve üst düzey işçilik isteyen dövme figürleri getiren tuval adaylarımız bizi mutlu ediyor.
Bu bizden istenen işçilik düzeyinin en üst seviyede olduğunu gösteriyor. Biz de DEVENİNNALI INK tattoo & piercing studio ekibi olarak tuvalimizin isteklerinin üzerine çıkabilirsek ancak tatmin oluyoruz.
Gerisinin cidden önemi yok. % 100 memnuniyet...
HAYRANLARA ÖZEL DÖVME
Ünlü şarkıcı hayranlarına böyle teşekkür etti Sahne şovları ve değişik kostümleri ile dikkatleri çeken ilgisini çeken pop müziğin aykırı ismi Lady Gaga bu kez de sevenleri için birşey yaptı.
Sık sık Twitter hesabından sevenlerine teşekkür eden şarkıcı Lady Gaga sevenleri için "Küçük Canavarlar" yazan bir dövme yaptırdı.
Bu sefer hayranlarına teşekkürü vücuduna yaptığı bir dövme ile kalıcı hale getirdi. Dövmesinin fotoğrafını çekip Twitter hesabında yayımladı.
İki Grammy ödülü kazanan Lady Gaga fotoğrafa şu mesajı iliştirdi: "Bakın dün gece ne yaptım. Sonsuza kadar küçük canavarlar, mikrofonu tutan kolumda."
Sevgili tuval adaylarımız;
Fatih Bey'in Facebook'ta yazmış olduğu bir makaleyi beğenize sunuyorum, ...
Menajer / Elif Göktaş Serdaroğlu
Sene 1999. Eskişehir’e ilk dövme stüdyosunu açalı 1 yıldan fazla olmuş. İşleri yoluna koymak için paraya ihtiyacım var ama karnımız zor doyuyor. O zaman dövme bu kadar popüler değil. Her önüne gelen dövme yaptıramıyor... Genel olarak toplum da bu kadar dövmeye olumlu bakmıyor.
Satanistler bir kız kesmiş... Polisler kesilen kızın tüm hıncını, siyah giyen gençlerden ve Eskişehir’de tek dövmeci olan benden alıyorlar... Daha dükkanı yeni açmışız 1998 ve hooop işler tepetaklak. Dükkandan içeri bir tane adam girmeye cesaret edemiyor. Bir baskın yedik emniyetten... Hayatımda bu kadar polisi bir arada ancak Gölcük Depreminde, dağcılar olarak yaptığımız kurtarma operasyonlarında görmüşüm... Emniyet müdürlüğü dükkanıma taşınmış...
Sonra 1999. Yeni bir yerde yeniden dükkan açtık. Karnımız zor doyuyor. Serde dağcılık var ya? Arazide falan yatmaya alışığım. Dükkanda yatıp kalkıyorum. Kimse bilmiyor. 2 sene geçiverdi. Bazen, dövme yaptığım müşteriler “seni bırakalım evine” derdi. Ben de onlarla dükkandan çıkıp, sonra da iş hanı kapanmadan dükkana geri dönerdim. Duş almak için 2 sene boyunca, o iş hanının sidik kokulu tuvaletinde tüp üstünde ısıtılmış suya talim. Mutluydum o zaman da, şimdi olduğu gibi... Kimseye ne ser verdim ne sır, bunlar artık benim anılarım...
Hani şimdilerde dövmesi revaçta olan bir Nitche yazısı var ya
“Öldürmeyen acı güçlendirir!”
Doğru sonuna kadar. Ama şuna da dikkat etmek gerek; Acı alışkanlık yapmasın
Makarnaya talim ettim, açım demedim.
Zormuş meğer yaşananlar... Şimdi anlıyorum.
Bu kadar şeyin içinde ilk kitabımı yazdım, zorluklarla bastırdım. Çevremdeki herkes bana gülerken, “neyine senin kitap yazmak” derken...
12 yıl önce belirledim şimdiki hayat standartlarımı. Hepsini ayrı ayrı planladım. Uyguladım. Prensipler koydum önüme... İyi de yapmışım. 10 sene önce hangi prensiplerim varsa, şimdi de aynı prensiplere sahibim.
Değişen tek şey dövmedeki işçiliğimin, fotoğraf ve dövme okumamın gelişmesi... Artık daha netim. Daha objektif ve acımasızım kendime karşı, daha az arkadaşım, daha çok tanıdığım insan var çevremde!.. Kendime hata payı vermiyorum. Rahat uyumalıyım yatağımda, çünkü o yatakta rızk bekleyen benden başka mükemmel bir varlık var artık...
Anlatacağım hikaye de o zamanlarla bu zamanlar arasında bir köprü niteliği taşıyor.
Biraz ilginç, biraz ders çıkartır niteliği var aslında...
Güzel olan bir roman, hikaye ya da senaryodan öte, gerçek yaşanmışlığının olması elbette...
Bir alacağıma karşılık rehin bıraktığım eşya için, alacaklı kişi karakola başvurunca işler arapsaçına döndü. Ben haklı pozisyondan haksız bir pozisyona düştüm. Tüm geceyi karakolda geçirdim. Yaşlı bir polis memuru benim mesleğimi de duyunca bana acayip kinlenmiş olacak ki, psikolojik baskıya maruz kaldım. Hoş değildi. Adam benim sözde işlediğim “bir eşyayı alıkoyma” suçunu bir kenara bırakmış. Bana, günah değil mi milletin orasını, burasını çiziyorsun. Zaten senin gibi hapishane kaçkını tipler yapıyor, yaptırıyor gibi sözler söylüyor. Laf söylesem memura hakaret diye zabıt tutulacak ve suçsuz girdiğim yerden gerçek anlamda suçla çıkacağım. O sabahı sabah ettim, sinirimden dudağımı ısıra ısıra bir hal oldum. Sabah ben salıverildim. Bir de bu yetmezmiş gibi kısa bir süre sonra koyu muhafazakar bir grubun yönlendirdiği saldırıya maruz kaldım ve sağ omzum çıktı. İşin kötü tarafı bu çıkık, alışkanlık yaptı orada ve ameliyat olmam gerektiği söylendi.
Aradan yıllar geçti 2005 senesinde Isparta’da askerliğimi yaparken Yarbay Op. Dr. Mustafa Ayas sayesinde bu dertten ameliyat olarak kurtuldum. Kendisine minnettarım. Devletin askeri olarak tek bir kuruş ödemedim. Hediyeyi bile zorla kabul ettirdim.
Aradan yıllar geçti. 2. kitabımı da yazdım. Bir gün 60 yaşlarında bir beyefendiden telefon geldi.
“Torunum illa dövme istiyor. Ben pimpirikli bir adamım, öyle herkese de güvenmem. Esasında yaptırmasını hiç istemiyorum ama buna engel olamayacağımızı anladık. Bari en iyi kimdir onu bulalım dedik. Sizi çok kişiden duyduk. Çocuklar internetten telefonunuzu bulmuşlar, aldık. Sizle görüşelim önce, torunu da getireceğim yanımda...”
Adam genç kızın önünde, kapımda belirir belirmez tanıdım. O bizim yaşlı polis memuru, emekli olmuş... Nasıl unuturum. Zamanında eleştirdiği, hakaret ettiği O işi, yani dövmeyi yaptırmak için işin kitabını yazmış ustanın kapısını tıklatmış. Her ne kadar bu işe karşı da olsa, mecburdu... Çaresizdi. Mademki bu iş yapılacaktı, en iyisinde yapılmalıydı. Hep bunları tekrarlayıp duruyordu. Dövmeyi yaptım. Ve bir kahve ikram ettim eski polise...
-Sizin mesleğiniz?
-Ben emekliyim. Polis emeklisi, Fatih Bey...
-Hımmm. Ya, polislik deyince kötü bir anım var, böyle olurken böyle oldu ve ben karakola düştüm. Polisin birisi bana sabaha kadar psikolojik işkence yaptı ve mesleğimle ilgili bana hakaretlerde bulundu. O yüzden polislik denince kötü anılarım canlanıyor. Oysa küçükken ben de sorsalar polis olacağım derdim. Gözümde örnek alınacak bir meslekti, dedim. Ben bu sözleri söylememle adam tepeden tırnağa kıpkırmızı oldu.
- Eh bize müsaade, Fatih Bey. Ellerinize sağlık. Kahve için teşekkür ederim. Her ne kadar koyu bir kahve olsa da, kendime getirdi beni, elinize sağlık..
Dünya bu.
Yuvarlak.
Sadece tek bir yöne yürürsen, yine yola çıktığın yere gelme şansın ve kendi bokuna basma şansın yüksek. O öcü almak isteyen klasik mantıklı bir dövmeci, kızın vücuduna saçma sapan bir şey yapıp gönderebilirdi. Ne kız, ne adam bunu anlayabilecek yapıda değillerdi. Ama ben işimi en iyi şekilde yaparak, geçmişimle helalleştim. Çok açık yapılmış bir kahveyi de, sözlerimle demleyip, sertleştirip içirdim.
İyi ki yaşadım tüm bunları...
Yoksa şimdi huzur ne demektir, nereden bilecektim?
Sıcak yatak ne demektir, nereden bilecektim?
Ne iş yaptığın değil, o işi ne kadar severek ve düzgün yapabildiğin önemlidir.
Bu ülkede keşke herkes işini en iyi şekilde yapsa... Yaşanır bir ülke oluruz o zaman.
Ben bu mesleği Türkiye’de DOĞRU DÜZGÜN ve TEMİZ BİR ŞEKİLDE YAPABİLMEK için uğraş veren iki elin parmaklarını geçmeyecek kadar az olan dövme ustalarından biriyim. Bundan sonra da aynı çizgide devam etmek için elimden geleni yapacağım.
Bizim çizgimiz doğruluktur.
Yunus Emre'nin şu sözünü çok severim...
"bu kapıdan eğri odun bile giremez"
www.fatihserdaroglu.com
Aşağıdaki yazı Prof. Dr. Süleyman Ateş tarafından köşe yazarlığı yaptığı Vatan gazatesinden 26 mayıs 2006 cuma günü yayımlanan sayısından alınmıştır. http://www.suleyman-ates.com/" bu yazıyıda lütfen dikkatlice okuyun.
Oldum olası istemişimdir; güzel bir tatili... Ama öyle 5 yıldızlı oteller falan değil. Issız bir sahilde küçücük bir evde kalmak. Bazen denize girmek, bazen balık tutmak sahilde... Tuttuğun balıkları yemek. İşte böyle bir tatili tam da Gelibolu’da bulmuştum. En sevdiğim insanlar yanımda... Hep beraber yiyor , içiyor, kafamıza göre geziyor ve kimsenin kolay kolay uğramayacağı sahilde denize girip, boğuşuyor, kah balık tutuyor, kah öğlenin sıcağında gölge salıncakta uyuyup kalıyorduk.
Ama kötü birşey oldu...
Sevgilim, eşim Elif, benim istediğim kahrolası bir şampuanı bana uzatmak için attığı adımda, kaygan merdivenden düştü ve dile kolay 3 ay yattı...
Yıllardır özlenen tatilin bedeli 3 ay hareket kısıtlamalı sakatlanma ve bunun yanında gelen ağrılar, acılar ve ailecek çekilen sıkıntılar...
3 ay çocuk gibiydi. Kalkarken, otururken hep yardıma ihtiyacı oldu. Kötüydü. Üzülmüştüm. Kendimi suçlamıştım.
Tam O’nunla ilgilenirken dövme işlerimde yavaşlamıştı. “O kadar yoğun bir adam iken böyle birden boşluğa düşüp, evde sakatlanıp kalıveren eşine bakan bir adam” pozisyonundaydım. Aşkım, karım, sevgilim de pek rahat sayılmazdı. Sıkılmıştı aylardır evde olmaktan, hareket edememekten... Ama mutluyduk yine de, sabrediyorduk. Bu da geçecek elbette diyorduk.
Ama O’nun en çok beynini sevmişimdir. Farklı düşünebilen ve farkı görebilen beynini... Yine oturuyordu. Ben tabiki yine dövme stüdyomdaydım.
Bana seslendi... Aşkım buraya bakmalısın!
Bense yine internette gezinirken acaba hangi ilginç çanta yada tshirt tasarımı gördü diye düşünürken bana yabancı bir siteden yapılmış dövme örnekleri göstermeye başladı.
“Nasıl” dedi?
“Harika, çok gerçekçi” dedim.
“Evet. Çok gerçekçiler. Fotoğraf gibi...Zaten bu realistik tarz, adı da GERÇEKÇİ zaten... Neden sen böyle dövme yapmıyorsun?”
Esasında onun söyleyemediğini, ya da diğer değişle söylemediğini ben içimden söylüyordum.
Neden ben bu ecnebiler gibi dövme yapamıyorum ki? Neden? Neden, kendimi aşmaya çalışmıyorum ki?
Tam da ben bunları kendime bile itiraf edemezken karım bana diyordu.
“ Aş duvarlarını da bak! Neler yapıyor adamlar, sen neden böyle dövmeler yapmayasın?”
Evet... Ben neden yapmayayım kki bunları? Yapabilirmiyim acaba?...
İncelemeye başladım. Teknik olarak bunlarda veremeyeceğim herhangi bir teknik kullanılmışmıydı?
Evet kullanılmıştı. Hem de çok farklı teknikler kullanılmıştı.
Peki bu teknikleri ben kullanabilirmiydim?
Hayır ?
Neden peki?
“Çünkü at gözlüklerim vardı da ondan....”
Dövme stüdyoma çekildim. Ama bu çekilme öncesi, savaştan yaralılarını toplayan askerler gibi eşimin elinde bulunan ve yabancı sitelerden indirilmiş bulunan üst düzey tüm dövmeleri topladım. Kestim aldım. Kapandım dövme stüdyoma. Başladım incelemeye. Bir adam portresi çizmişiler adamlar offffffff... Renkten renge geçiyor, bir tabloyu nakşetmişler vücutlara offff ki ne of... Ben nasıl yapacağım ya bunları dedim kendime?
Öyle “ Ben bu dövmenin kitabını yazdım yaaaaa” demekle olmuyor değil mi?
Aynen...
Olmuyor...
Duvarlarımı aştım önce. At gözlüklükleri attım önce...
Sonra birşeyleri kendim kağıtta nasıl yaparım dedim. Kağıtlarda çizmeye başladım. Karşıma Elif’i aldım. Onun bir portresini profilden çizdim. Ooo baya baya benzedi.
Elif;
“Bak sen portre çizemem diyordun, çok ta güzel çiziyorsun! Neden hep kendine duvarlar örüyorsun. Neden hep, ‘ben yapamam’ diyorsun, gayet de güzel yaparsın. Aynını dövmede yapsana!...”
1...
2...
Derken gerisi geldi...
Renkleri kullanırken hiç bu kadar kendimi özgür hissettiğimi hatırlamıyordum.
Duvarlarımı yıkmış, ‘yapamam, nasıl yaparım’ ları geçmiştim. Şimdi artık Daha yokmu diyordum. Şimdi bakıyorum da piyasaya. Meğer Allah herkese at gözlüğü dağıtırken çok bonkör davranmış. Ama bu gözlüğü söküp atacak kişileri de sanki eliyle seçmiş.
Şükürler olsun Allah’a,
Teşekkürler Elifçiğe.
Bana böyle bir iyiliği yapıp, beni sarstığın için. Elifim, sen olmasaydın bu işçilikler çıkmazdı.
Artık facebookumda da diyorum, internet sitelerimde basbas bağarıyorum ya “akrep, çıyan yapmaktan bıktım. Bana daha zor işlergetirin diye!
Senin sayende işte!..
Bu yetenek benim içimde de varmış. Ama özellikle biz Türklere özgü birşey olsa gerek, bu özgüven eksikliği...
Oysa “yapamam” değil, “nasıl yaparım” ı konuşmak gerek.
Bak biz yaptık.
Yapıyoruz...
Yapıyorum...
Şimdi anladınız mı neden; I dont follow, They follow me!
Her zaman takip edilen olmak gerek...
Fatih Serdaroğlu 13 Ocak 2010
DÖVMECİLİK KURSUNDA HEDEFLERİMİZ
Bizden önce Türkiye’deki dövmecilik;
Bu zamana kadar “Profesyonel dövmecilik” kulaktan dolma ve deneme yanılma yöntemlerle yapıldı. Ancak Türkiye’de ilk defa www.dovmeegitimi.com sayesinde profesyonel dövmeciliğe, mesleki açıdan profesyonel bir bakış açısı getiriliyor.
Tıp biliminden ve resim sanatından destek alan akademik bir dövmecilik anlayışı;
Dövme uygulamaları; hijyen bilgisini ve resim yeteneğini gerektirir. Hijyen bilgisini ve resim yeteneğini kurallarına bağlı kalarak dövmede kullanmak gerçek bir profesyonelin işidir. Dövmede hijyenin önemini kursiyerler ile sınırlamayıp tüm toplum sağlığını korumak adına kamuya anlatmaya çalışmak.
Hızlı gelişim;
Günümüzde dövme yapan kişilerin çoğu dövme yapmayı deneme yanılma yöntemiyle öğrenmiştir. Teknik açıdan ilerleme kaydetmeleri oldukça zaman alır. Bu zaman zarfında birçok insanın vücudunu deneme tahtası olarak kullanırlar. Kursta gelişim süresinin en aza indirilmesini istiyoruz. Kişinin kendine özgü yetenekleri bu sürenin daha da kısalması için etkili olacaktır.
Ehil olabilmek
Dövmecilik Kursumuzda eğitim verdiğimiz her kişinin para kazanma amaçlı olarak bu işi yapmasını beklemiyoruz. Ancak bizden eğitim alacak kursiyerlerimizin, çevrelerindeki özel insanlara dövme yapacak olmalarından dolayı, bu işi amatör olarak yapacaksa da kuralına göre öğrenmelerini istiyoruz.
Ülkemizdeki dövmecilik sektörünün kalitesini artırabilmek;
Dövmeciliği hijyen kurallarına ve estetik kaidelere uyarak yapan kişilerin sayısının çoğalmasını, böylece halk sağlığının ve estetiğinin ön planda tutulacağı tatlı bir rekabet ortamının oluşmasını istemekteyiz.
Dövme eğitimi almış kişilerin önünü açmak;
Dövme kursumuzu tamamlamış profesyonel dövmeci adayı kişilere, eğitimden sonraki meslek yaşamlarında destek olacağız. Dövmecilik; usta çırak ilişkisinin önemli olduğu bir sanat dalı! Kişinin meslekte yükselmesi için, destek alması şarttır. Öğrenci ve usta aralarında organik bağ kurmalı, bilgi akış kanalı daima açık tutulmalıdır.
İş ahlakı ve prensipleri olan toplumda örnek dövmeciler yetiştirebilmek;
Eğitimlerimize alınacak kişilerden meslek hayatları boyunca edinilmesi gereken prensipler doğrultusunda çalışmaları istenecektir.
Menajer Elif Göktaş Serdaroğlu
msn elifgoktas@deveninnali.com
mail dovmesanati@gmail.com
tel 0541 542 56 26
1- Dövmecilik eğitimini kimler veriyor?
Dövmecilik eğitimini “Türkiye’de Dövme Sanatı” ve “Dövme Sanatı” kitapları yazarı Fatih Serdaroğlu vermektedir.
2- Alacağım dövmecilik eğitimi sonunda herhangi bir sertifika alacakmıyım?
Türkiye’de dövmecilik tam olarak yasallaşmış ve belgelendirilmiş bir meslek sınıfında olmadığı için resmi özelliği bulunan bir belgeyi ne yazık ki vermemiz imkansız. Ancak organizasyonumuzun düzenlediği “Fatih Serdaroğlu’ndan dövme eğitimi almıştır” ibareli bir sertifika ve “Dövme Sanatı” kitabı imzalanarak kursiyerimize sunulacaktır.
3- Dövmecilik kursunuzdan alacağım eğitimle profesyonel olarak bu işi yapıp, para kazanabilirmiyim?
Dövmecilik kursumuzda 2 aşamada eğitim veriyoruz. İlk aşamada Temel Dövmecilik Eğitimi, ikinci aşamada İleri Seviye Dövmecilik Eğitimi alıyorsunuz. İkincisini daha sonraki bir zamanda da alabilirsiniz. Ancak bu işten para kazanmak ve 3d (üçboyutlu dövme), portre, biomekanik, realistik tarzda dövme yapabilmek için İleri Seviye Dövmecilik Eğitimi’ni de almak zorundasınız. O zaman profesyonel dövmecilikle ilgili tüm eğitim programını tamamlamış oluyorsunuz. Bundan sonrası sizin bol pratik yapmanıza ve öğrendiklerinizi uygulamaya kalıyor.
4- Ben profesyonel olarak dövme yapıyorum. Hali hazırda dövme stüdyom var. Ancak teknik konularda bazı sıkıntılarım var. Örneğin dövmelerimde gölgeleme yapamıyorum. Kafamda canlandırdığım şeyi yansıtmak için gerekli teknik alt yapıya sahip değilim. Fakat sizden yardım aldığımı ne camiamın, ne de müşteri kesimimin bilmemesi gerekiyor. Bana yardımcı olabilir misiniz?
Profesyonel olarak halen piyasada çalışıp teknik sorunları olan arkadaşlarla dövmecilik eğitimi yaptığımızda isteğe bağlı olarak gizlilik prensibimiz var. Kesinlikle gerek meslekdaşlarımız, gerekse de müşteri kesimimiz bizden teknik destek aldığınızı öğrenmeyeceklerdir.
1.ULUSLAR ARASI TÜRKİYE TATTOO CONVENTION / İSTANBUL
Ülkemizde yine bir ilk olarak yapılacak olan Dövme Festivali/ Tattoo Convention organizasyonunun tarihi 4-5-6 aralık 2009 .
Organizatör Hasan Kocabıyık girişimiyle The Hall adındaki invent salonda yapılacak. Festivalin ana sponsoru İlyas Yılmaz Body Dragon Tattoo Supplys. Tattoo Convention alanında 40 adet stand yer alacak. Standların her birisi ortalama 4 metrekare alanı kaplayacak. Festival süresince 10’dan fazla yerli rock ve pop sanatçısı katılımcılara keyifli anlar yaşatacak. Bunun yanı sıra siyah-beyaz, renkli dövme dallarında dövmecilerin performans sergileyeceği yarışmalar düzenlenecek.
“Türkiye’de Dövme Sanatı” ve “Dövme Sanatı” kitapları yazarı Fatih Serdaroğlu organizasyon içerisinde sterilizasyon kurulunun ve Medya ilişkileri kurulunun içerisinde yer alıyor. Sterilizasyon Kurulu; festival süresince gösteri mahiyetinde alanda yapılacak tüm dövme uygulamalarının hijyen kuralları içerisinde yapılmasını sağlayacak.
Aynı zamanda Convention alanı içerisinde de www.dovmekitabi.com a ait bir stand yer alacak. Avrupalı ünlü dövme sanatçılarının da festivale katılımı bekleniyor.
Dövme Festivaline, sanat dünyasından 100 den fazla ünlü davet edildi. Davet edilen kişilerin birçoğu dövme yaptırmış ünlüler…
www.fatihserdaroglu.com
www.deveninnalli.com
www.dovmekitabi.com
www.dovmeegitimi.com
www.eskisehirdovme.com
Türk Tattoo Convention’u hakkında ayrıntılı bilgi almak için
www.turkiyetattooconvention.com
www.thehallistanbul.com
Dövme sildirme yöntemleri, kitaplarımda da bahsettiğim üzere;
1. Dermabrazyon
2. Cerrahi olarak deri aldırtma
3. Lazer ile sildirtme
Bu üç dövme yok etme yöntemini de dövme mağdurları adına anlaşılır bir şekilde açıklayacağım. İnternette araştırma yaparsanız karşınıza bu üç yöntem hakkında bilen bilmeyen her kişinin ağzından yazılmış yazılar çıkacaktır.
1.Dermabrazyon ile dövme çıkartma;
Deriyi törpüleme, kazıma işlemi oldukça acılı bir işlem. Yapılırken estetik doktorları her ne kadar uyuşturma işlemi yapsalar da, her operasyon sonrasında olduğu gibi büyük ıstıraplar içinde pansumanları yapılıyor. Derinin tekrar kendine gelmesi oldukça uzun zaman aldığı gibi birkaç yıl canlı kalacak bir pembelik oluşuyor. Genelde iz kalıyor. Çünkü kazıma, törpüleme işlemi boya pigmentlerinin işlediği dokulara kadar inmek zorunda.
2.Cerrahi olarak dövmeli deri aldırma;
Dövmeli bölgenin tamamen alt dokuya kadar kesilip alınması demek. Peki kesilen bölgeye ne oluyor? Tabiî ki esnek bir deri olan diz, kalça derisi gibi bölgelerden alınan deri kesilen bölgelere yamanıyor. İz kalıyor. Sonuçta geçirilen operasyon gereği pansuman ve operasyon yerlerinin sızlaması uzun bir süre devam ediyor. Fakat istenmeyen dövmeler için en garanti, kökten çözüm bir yöntem. Bkz www.kozmetikcerrahi.com Op. Dr. Oytun İdil
3.Lazer ile dövme sildirme işlemi;
Burada kullanılan lazer, kıl alma lazerlerinden farklı bir cihaz. Bu cihaza 8 seans sırf denemek amaçlı girdim. Eğer çok soluk ve sadece siyah, gri renkte bir amatör dövmeniz var ise başarılı olma şansı yüksek. Ancak % 100 değil… Renkli dövmelerde fazla canınız yanmıyor. Ama pek başarılı da olmuyor. Örneğin yeşil rengi cihaz ya hiç görmüyor, yada görse de siyahta olduğu kadar başarılı olmuyor. Sildirmek, çıkartmak istediğiniz dövme profesyonel dövme ise iş daha zor. Son yıllarda pigmentleri çok güçlü ve özellikli boyalar piyasaya sürüldü. Artık yurt dışında ne varsa ülkemize de anında giriyor. Dövme yapmak kadar sildirme işlemi de bir rant kapısı oluşturdu.
Kıl alma lazerleri ile doktor olan, olmayan, bu konuda uzmanlaşmamış estetik uzmanlarının yaptığı birçok silme olayı gördüm. Sonuçlar ne yazık ki tatmin edici değil. Bu işlemler için hiç hak edilmeyen paralar da isteniyor. Bu işlemi yaptıracaklar her söylenene atlamamalı. Mağdurlar emin konuşan her doktorun önüne de oturmamalı! Halen Türkiye’ de bu işlemi hakkıyla yapan doktor yok!.. Daha doğrusu her dövmeyi tam olarak silen ne cihaz var, ne de doktor var. Ülkemizde dövmeli insanların artması ve dövmenin tabu olmaktan çıkıp trend bir işlem olması, mantar gibi dövmeci türemesine yol açtı. Hijyen şartları ve sterilizasyon zaten yok… Denetleyen hiç ama hiç yok. Görselliği sağlayan, istediği her efekti yaptığı dövmeye teknik olarak yansıtan dövmeci sayısı bir elin parmaklarını geçemeyecek kadar az. Böyle olunca ülkedeki 2000 civarındaki dövmeciden, dövme silme işlemi yapacak kişilere oldukça müşteri çıkıyor. Hatta bunlardan bazıları dövme silme işlemine bile girişiyor
Tüm bu anlattıklarımdan sonra şöyle toparlayabiliriz. Dövmenizden mutlak suretle kurtulmak istiyorsanız, Dermabrazyon ve cerrahi olarak deri aldırma işlemlerini Estetik Cerrahlarına yaptırabilirsiniz. Konuyla ilgili geniş bilgiyi Op. Dr. Oytun İdil’in www.kozmetikcerrahi.com adresinden alabilirsiniz.
Biraz acıya ve masrafa katlanacaksınız. Derinizde büyük ihtimal iz kalabilir. Bu ize daha sonra dövme yaptırabilirsiniz. Ancak üçüncü yöntem olarak anlattığım; dövmenin lazer ile silinme işlemi başarı oranı çok düşük bir uygulama olduğunu ısrarla belirtmeliyim. Ancak lazer işlemi şu amaç için kullanılabilir. Eski dövmenizin üstüne yepyeni başka bir dövme yapmak istiyorsanız, lazer ile soldurma işlemi yapabilirsiniz. Bu konuda başarı sağlanacaktır. Ama tamamen yok etme garantisi yoktur. İlk iki yönteme göre lazer sistemi daha uzun bir süreç gerektirmektedir. Çünkü her lazer işleminden sonra deri kızarmakta, kanlı su toplamakta ve şişmektedir.
29 Eylül 2009 Salı
DÖVME SANATI kitabı yazarı
Fatih Serdaroğlu/ Eskişehir
All needles are single-use. Tubes are sterilized in an autoclave. Fatih Serdaroğlu is gloves, and all stations are cleaned before and after each customer.
If you say;
I don't know what I want?
Feel free to browse the flash on the walls. They can suggest or provide reference materials, or draw a custom piece for you.
Some guy at Shop did this to me. Can you fix it?
Come by for a consultation.
I was at x Shop and they said they'd do that tattoo for ….. tl
You get what you pay for. Good art isn't Cheap and Cheap art isn't good.
It’s permanent and hurt!
The sensation varies from person to person and depending on the part of the body.